AYDIN: İZMİR’İN SORUNLARINI VE BU SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNÜ SADECE İZMİR’DE ARAMAK MÜMKÜN DEĞİL
Dünyanın, kentlerin ve insanların değişime uğradığını ifade eden CHP Grup Başkanvekili Murat Aydın, “Değişen dünya, nüfus hareketleriyle değişen kentler… Dünya değişiyor. Hayatın ritmi, yaşam biçimi, yaşanılan yerler değişiyor. İnsanlar yer değiştiriyor. Bazen daha iyi hayat koşullarına, refaha, eğitime, işe ulaşmak için, bazen adaletsizlikten kaçmak için bazen savaşların, felaketlerin, kuraklığın, kıtlığın yarattığı yaşam tehlikesinden kurtulmak için yaşadıkları yeri terk edip başka yerlere gidiyor. Nüfus hızla kırsaldan kentlere akıyor. Kırsaldan kente göç durmayan, devam eden bir süreç. Gerek kırsaldan gerekse kentlerden büyük şehirlere, metropollere yoğun bir nüfus akışı var. Dünya nüfusunun yüzde 20’si 300 büyük şehirde yaşıyor ve bu şehirler dünyanın ürettiği gayri safi milli hasılanın yarısını üretiyor. Türkiye’de de durum benzer özellikte hatta daha yoğun bir nüfus akışı görülüyor. Toplam nüfusun yüzde 52’si, bütünleşik nüfusu 800 binin üzerinde olan, aralarında İzmir’in de bulunduğu 11 metropolde yaşıyor ve gayrisafi milli hasılanın yüzde 67’sini üretiyor. Türkiye kentleşmesini tamamlayamadan hızla metropolleşiyor. Şehirlerin nüfuslarındaki bu hızlı artış sosyal, ekonomik ve siyasi sorunlarımızı her zamankinden daha karmaşık hale getiriyor. Artık birbirinden farklı anlayışlara, düşünce biçimine, inanç sistemine, değer yargısına sahip insanlar bir arada yaşıyor. Bu farklılıkları bir arada tutmak, fiziksel olarak birbirine yakın ancak sosyal olarak giderek birbirinden uzaklaşan insanları bir araya getirmek için yeni çabalara ve yöntemlere ihtiyaç duyuyoruz. Birbirine benzeyen sokak ve binalar yığını haline gelen, kimliğini yitirmekte olan kentlerin içinde insanlar da kimliklerini, değerlerini yitirmeye, kentle ve toplumla olan aidiyet ilişkisini koparmaya başlıyor. Bu durumun yarattığı sorunlar hepimizin ortak sorunları haline geliyor” dedi.

“İZMİR’İN SORUNLARINI VE BU SORUNLARA ÇÖZÜMÜ ARTIK SADECE İZMİR SINIRLARINDA ARAMANIN İMKÂNI YOK”
Metropolde yaşanan değişikliklerin çevre illere de yandığını ifade eden Aydın, “Metropoller sadece barındırdıkları nüfus sayısının çokluğu ile tanımlanabilecek yerleşim yerleri değil. Metropoller içinde sosyal ve kültürel farklılıklar barındıran, farklı hayat tarzlarına sahip, üretimin ve tüketimin yüksek olduğu yerleşim yerleri. Günümüzde metropollerin sanayinin merkezi olması mümkün görünmüyor. Metropoller daha çok teknolojiye yatırım yapılan, yetişmiş iş gücünün barındığı ve üretim yaptığı, girişimcilerin, yenilikçi fikirlerin ortaya çıktığı yerler haline geldi. Oluşan nüfus hareketlerinin yarattığı kentler, hatta metropoller sadece kendi yerleşim alanlarını etkilemiyor. Her bir metropol bulunduğu bölgede, kendini aşan bir şekilde çevresini etkiliyor. Bu nedenledir ki İzmir’in sorunlarını ve bu sorunlara çözümü artık sadece İzmir sınırlarında aramanın imkânı bulunmuyor. İzmir’i Aydın’dan, Muğla’dan, Manisa’dan Denizli’den, Uşak’tan bağımsız düşünmek mümkün değil. İzmir körfezinin temizliğini, tarımsal sulamayı, su kaynaklarının verimli kullanılmasını, ulaşım ve ticaret ağlarını, bölgedeki diğer kentlerden bağımsız düşünmek olası görünmüyor. Bölgenin en önemli su kaynağı olan Gediz Nehri’nin kirliliği bu nedenle hepimizi ilgilendiriyor” ifadelerini kullandı.
“BAZILARI İÇİN TUHAF GELEN SANAT ESERLERİ…”
Yaşanan değişimlerin kentlerin ve metropollerin yönetim biçimi değiştirdiğini söyleyen Aydın, “Sanayi toplumunun ortaya çıkardığı kent ihtiyaçlarını gidermek için oluşturulan yönetim yapıları ve yönetim anlayışı günümüzün ihtiyaçları karşısında etkisiz kalıyor. Günümüzün değişen şehirlerinin geleneksel yönetim ve belediyecilik anlayışı ve bakışıyla yönetilmesi artık mümkün görünmüyor. Belediyenin yaptığı her faaliyete karar veren, kararlarının icrasını takip eden, şehrin her sokağını bilen “belediye reisi” anlayışıyla şehri ve belediyeyi yönetmek bırakın metropol belediyelerini il belediyeleri ve hatta birçok ilçe belediyesi için dahi artık mümkün değil. Ayrı durum mahalle yönetimleri için de geçerli. Bugün İzmir’de bir il nüfusundan daha fazla insanın yaşadığı mahalleler var. Birkaç yüz kişinin yaşadığı günlerde oluşturulan mahalle yönetimi anlayışının bu kalabalık mahallelerde etkin şekilde işlemesi mümkün değil. Değişen kent yapısı ve oluşan nüfus hareketleri dar alanlarda yoğun nüfusun iç içe yaşadığı kentlerde uyum ve bir arada yaşama dair sorunlar ortaya çıkarıyor. Kente ait olma bilinci, kente sahip çıkma bilinci geliştikçe sorunların çözümünde halkın desteği artıyor. Kentler için en büyük güvence kendisini yaşadığı kente ait hisseden ve kentine sahip çıkan kişiler haline geliyor. Aynı şehirde yaşayan ancak farklı kültürlere, yaşam tarzlarına, değer yargılarına ve önceliklere sahip insanların birlikte yaşama koşullarının geliştirilmesi, yönetime katılımının sağlanması gerekiyor. Sadece belediye meclisleriyle sınırlı bir demokratik katılım günümüz metropollerinin sorunlarının çözümünde yeterli sayılamaz. Bu nedenle katılımı arttıran araçlar çok değerli. İzmir bu konuda en şanslı şehirlerden. Şehirde yaşayan insanlar, nereden gelmiş olurlarsa olsunlar kendilerini İzmir’e ait hissediyor. Bu duyguyu güçlendirmek, kente sahip çıkma bilincini güçlendirmek gerekli. Bunu sağlamak için ortak kent kültürünü ve kenti bilincini güçlendirmek, İzmir’in kendine özgü kimliğini geliştirmek ve sahip çıkmak gerekiyor. Bazıları için tuhaf gelen sanat eserleri, heykeller, kültür sanat faaliyetleri, farklı kesimleri bir araya getiren etkinlikler bu nedenle çok değerli” dedi.
“İZMİR HALKI GURUR DUYACAĞI BİR BELEDİYE YÖNETİMİNE SAHİP”
“Bunca lafı neden söyledim?” diyen Aydın, “Kent yaşamındaki, kentin yaşam hızındaki ve dinamiklerindeki değişim, metropolleşmenin etkileri bize, İzmir BB’nin faaliyetlerine nasıl yansıyor bunu anlatabilmek için bu girişi yapmak istedim. Zira İzmir BB kentleşmedeki metropollerin oluşmasındaki ve yönetim anlayışındaki değişimi fark eden, bu değişimi yakalayan, idari organizasyonunu ve yönetim anlayışını bu değişime uygun hale getirmede en ileri durumdaki belediye. Tunç Soyer başkanlığındaki İzmir Büyükşehir Belediyesi BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini kendisine uyarlayan bir belediye. İzmir BB 2019 – 2014 stratejik planında ortaya koydu vizyon doğrultusunda ve orada bildirdiği misyonu yerine getirmek için bir yıllık faaliyetini daha geride bıraktı. Bir yıllık faaliyetlerini, stratejik planda ortaya koyduğu 7 stratejik amaç doğrultusunda yaptı. Yapılan çalışmaların tümüne bu konuşmanın kapsamı içinde yer vermek mümkün olmayacak ancak önemli saydıklarıma değinmek isterim. Öncelikle şunu söylemek isterim ki 5 yıllık stratijik planda ortaya konulan hedefler doğrultusunda ilerleyişimiz devam ediyor ve her türlü zorluğa rağmen iyi gidiyoruz. Deprem, küresel salgın, sel gibi doğal afetlerin yanı sıra başından sonuna kadar kötü yönetimin daha doğrusu yönetememenin eseri olan derin ekonomik krize rağmen tüm alanlarda ilerliyor, daha iyisinin peşindeki bitmeyecek koşumuzu sürdürüyoruz. İzmir halkı gurur duyacağı bir belediye yönetimine sahip” şeklinde konuştu.
“NARLIDERE METROSUNUN YÜZDE 85’İ TAMAMLANDI”
Amaçlarının İzmir’i yaşam kalitesi yüksek ve ulaşım ağı gelişmiş bir kente dönüştürmek olduğunu söyleyen Aydın, “Stratejik amaçlarımızdan ikincisi İzmir’i yaşam kalitesi yüksek ve ulaşım ağı gelişmiş bir kente dönüştürmektir. Toplu ulaşımı ekonomik, yaygın, konforlu ve herkes için erişilebilir kılmak, toplu ulaşımda kullanılan enerjiyi etkin ve verimli kullanmak için çalışmalarımızı 2021 yılında da sürdürdük. Yaşanan tüm sorunlara, ekonomik krize, döviz ve akaryakıt fiyatlarındaki artışa rağmen toplu ulaşım faaliyetlerimizi aksatmadık sürdürdük ve yeni yatırımlara başladık. İzmir BB toplu taşımada raylı sistemlere ağırlık verme tercihinin gereklerini yerine getirmeye devam ediyor. 2021 yılı sonu itibarıyla Narlıdere Metrosunun yüzde 85’i tamamlandı. Bu hattın tamamlanmasıyla birlikte toplam metro hattı uzunluğumuz 27 kilometreye çıkacak. İzmir’in en büyük yatırımı olan Buca Metrosunun temelini attık. Buca Metrosunun ihalesiyle ilgili tartışmalara başkanımız ve bizler gerekli cevapları verdik. Çiğli tramvayı, kuzey hattındaki önemli bir boşluğu dolduracak. 11 kilometreden ibaret hattın yapımının %40’ı 2021 yılında tamamlandı. Yapım işi 2022 yılında tamamlanacak ve hat kullanıma açılacak. Temel ulaşım tercihimiz raylı sistem olsa da lastik tekerlekli ulaşım hizmetlerine yaptığımız yatırımlar da 2021 yılında devam etti. ESHOT Genel Müdürlüğü; 5 atölye, 7 garaj, 6 ambar, 10 hizmet alanı ve 33 aktarma merkezinde, 138 hizmet aracı, 1.790 otobüs ile 9.527 durakta hizmet veriyor. Türkiye’nin tek kalemde gerçekleştirilen en büyük otobüs alım ihalesini gerçekleştirdik. Otobüs filomuza 2020 yılında 80 adet, 2021 yılında 284 adet yeni otobüs katıldı. 2019 yılında 1.541 olan otobüs sayısı, ekonomik ömrünü tamamlayanların filodan çıkarılması, yenilerin filoya katılmasıyla 1.790 otobüse çıktı. Böylece otobüs filomuzda üç yıl içinde 249 araçlık net artış sağlandığı gibi filomuzdaki araçların ortalama yaşı düşürüldü. Türkiye’de otobüslerin ortalama yaşı 14.8, Avrupa’da ortalama otobüs yaşı 11,7’dir. Tunç Soyer’in 2019 yılında otobüs filosunu yenileme sözüyle göreve geldiği tarihte ESHOT’un araç filosunun ortalama yaşı 9,29’du. Şu an için sefere giren araçların yaş ortalaması 5.47’dir” dedi.
“BİZCE BELEDİYELERİN GÖREVİ BUNLARLA SINIRLI DEĞİL”
Belediyenin normal işleyiş dışında da görevlerinin olduğunu söyleyen Aydın, “Zaman zaman mecliste yapılan tartışmalarda “bu belediyenin görevi mi? Belediye kendi işini yapsın” şeklinde eleştiriler yapılıyor. O halde sormak lazım; belediyenin görevi nedir? Görev sınırları içinde yaşayan insanların refahını ve yaşam kalitesini arttırmak, kişisel gelişimlerine katkı vermek belediyenin görevi değil midir? Belediyeler sadece yol, su, kanalizasyon, park hizmetlerinin gerektirdiği çalışmaları yapan birimler midir? Bizce belediyelerin görevi bunlarla sınırlı değil. Başlangıçta dile getirmeye çalıştığım yönetim anlayışındaki değişim belediyelerin görev tanımı üzerinde de önemli etkiler yaptı. Şehirde yaşayan insanların refahı ve yaşam kalitesi, ekonomik gelişmişlik, uyum içinde yaşam, sürdürülebilir kent yaşamı ve iklim sorunları, doğayla uyum, çevresiyle ve dünyayla entegrasyonu da artık belediyelerin görev tanımları içinde. İzmir BB bu entegrasyonu sağlamak için 2021 yılında da faaliyetlerini sürdürdü. Doğunun en batıdaki, batının en doğudaki limanı olan İzmir’in tarihte olduğu gibi Akdeniz’in önemli bir liman şehri olması vizyonu doğrultusunda faaliyetlere devam edildi” diye konuştu.
“KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel savunularından biri olduğunu ifade eden Aydın, “Hukuka aykırı şekilde, bir kişinin imzaladığı kararla Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinden bilinen adıyla söylersek İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığı bildirilmiş ise de Sözleşme’nin 12. maddesinde ifadesini bulan; kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacına yönelik çalışmalarımızı 2021 yılında da sürdürdük ve inatla her yerde söyledik, söylemeye de devam edeceğiz: “kadın cinayetleri politiktir”, “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır”. Hiçbir kadına; o saatte orada ne işin vardı? Neden üzerinde bu kıyafet vardı? Neden sokakta güldün? Sen kadınsın bunu yapamazsın? denmemesi için, hiçbir kadının evinin süsü, başların tacı görülmemesi için, toplumu oluşturan her bireyin hakları, yetenekleri, yapabilecekleri bakımından eşit olduğuna inandığımız için bu eşitliği zedeleyen her şeyle mücadele etmeyi 2021 yılında da sürdürdük” dedi.
“BİRLİKTE ÜRETMEYİ, ÜRETİLENİ HAKÇA BÖLÜŞMEYİ İSTİYORUZ”
Aydın sözlerini şöyle sonlandırdı;
“İnsanı odak alan, birbirimizle, doğayla, geçmişimizle ve yaşadığımız hayatın getirdiği değişimle uyum içinde ilerleyen bir şehir olmayı, mutlu, özgür insanların yaşadığı bir şehir olmayı istiyoruz. Birlikte üretmeyi, üretileni hakça bölüşmeyi istiyoruz. Şehirde yaşayan insanların, hayvanların, bitkilerin dertlerine çare olmayı istiyoruz. Her şeyi yapamasak, her yarayı iyileştiremesek de bir nebze olsun düzletmeyi istiyoruz. Böyle olduğu içindir ki; Az sayıda insanın yararlanacağı, öncelikli ihtiyaç olmayan adına çılgın proje denilen işlerin peşinden koşmuyoruz. İzmir halkının günlük sorunlarına, ihtiyaçlarına bütçe ayırmayı, onların daha müreffeh, daha mutlu, daha özgür ve daha huzurlu olması için canla, başla, aşkla çalışmayı sürdürüyoruz. Ne yaparsak yapalım yeterli olmayacağını, yaptığımız hiçbir şeyle yetinmeyip daha iyisini yapmak için hedeflerimizi biraz daha ileriye koymayı sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz; yaşadığımız yoksulluk da, eşitsizlik de, ekonomik kriz de kaderimiz değil. Daha iyi bir dünya, daha iyi bir ülke ve daha güzel bir İzmir Mümkün. Bu duygu ve düşüncelerle CHP Grubu olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT Genel Müdürlüğünün 2021 yılı faaliyet raporuna olumlu oy vereceğinizi bildirir hepinize saygılar sunarım.”

HIZAL: BİR ŞEHRİN PR’LA, ALGIYLA NASIL YÖNETİLEMEDİĞİNİ KONUŞACAĞIZ
AK Parti Grup Başkanvekili Özgür Hızal, eleştirilerini dile getirdiği konuşmasında, “Murat Bey, İzmir’in gerçeklerini, durumu sokaklarını biraz daha konuşsaydı, çok daha faydalı olurdu. Boş ve sığ konuşmalar dedi. Sanırım kendi grubundaki arkadaşlarla ilgili bir ifadeydi. Biz öyle bir konuşma yapmıyoruz. Oylayacağımız sondan bir öneki faaliyeti oylayacağız, karne notunun verilmesine çok yaklaşıldı. Sadece bugün sizin bir yıllık faaliyetinin değerlendirmeyeceğiz, sizin 3 yılınızı, 36 ayınızı, bin 95 gününü değerlendireceğiz. Saatte 12 milyon, günde 27 milyon toplamda 30 milyar TL harcayıp ortaya hiçbir eser koyamayan İBB’yi konuşacağız. Bir şehrin PR’la, algıyla nasıl yönetilemediğini konuşacağız. Bu konuşmamı İzmir’in sorunlar özelinde yapacağım için saatlerce sürecek bir konuşam yapabilir. İzmir’in onlarca sorunu var. Hepiniz bu sorunları biliyorsunuz, yapılmayan narılmayan yolları, başlanılamayan bitirilemeyen metro inşaatını, yeterince yapılamayan yeşil alanları, tanıtımdan daha az yapılan sosyal yardımları, her gün katlanarak artan belediye borcunu çok iyi biliyorsunuz. İzmir deyince akla en temel sorun alt yapı çıkıyor. Genel Başkanınız Sayın Kılıçdaroğul’nun alt yapı meseleleri üzerinden vatandaşın sizi nasıl eleştirdiği akla geliyor. Genel başkanınız İzmir’e gelmekten çekinir hale geldi. Sayın Başkan Tunç Soyer’i İzmir’de raylı sistemi iki katına çıkaracağız, ana transfer merkezleri, 3 kritik noktada yerin altına alınacak, yeni iskeleler yapılacak, bisiklet yolları yapılacak, rekor asfaltlar yapılacak denmiş. Bu vaatler yetmemiş, bir de stratejik planlar hazırlanırken hedefler koymuşsunuz. Karayolu alt ve üst geçit sayısı 202de 3 2021^de 3 adet demişsiniz. Yapımı tamamlanacak yaya alt ve üst geçirt sayısı 8 adet olması gerekiyor. Buca metrosunun yüzde 2’inin bitmesi gerekiyordu. İki adet ana transfer merkezi olması gerekiyordu. Bu vaatlerin yüzde 90’ı gerçekleşmedi. Haksızlıkta yapmak istemeyiz, bir şeyler yapıyorlar. Buca Bornova ilçelerini birbirine bağlayacak olan tünel inşaatını durumunu soruyorum? İhale aşamasında, 3 yıl geçti. Adet bir botanik bahçesine döndü. İlginç bir proje; Mürselpaşa caddesini oradaki alt yapı iş, ihale etmişsiniz ama oradan inşaat yapacağınız yerin üzerinde tren rayları geçiyor. Bunu unutmuşsunuz. O hatları kapatmaya çalışmışsınız. Ya iş bilmiyorsunuz ya da çok iş biliyorsunuz?” dedi.
“İBB VE İŞTİRAKİ İZBETON’UN BU YIL İNANILMAZ KÖTÜ PERFORMANSLARI”
İzmir’in temel sorunlarından birinin mevcut yollarının bakımsızlığı olduğunu belirten Hızal, “Bunu yapacak İBB ve iştiraki İzbeton. Bu yıl inanılmaz kötü performansları. İBB ve İZBETON İzmir’in sokaklarını bir safari kente çevirdi. Asfalt uygulamamalarınız… En düşük seviyesi 2020 yılında oldu. Aziz Bey’in mirasını yiyorsunuz. Girdi gibi savunmalar yapmayın. Tarihinin en kötü asfalt yol bakım dönemini yaşadı İBB. Başlanamayan ve bitirilemeyen metro inşaatları var. Narlıdere Metrosunda sürekli bir rakam veriliyor. Yüzde 70 diyor, ertesi gün yüzde 80, bir gün yüzde 90, şimdi yüzde 85’e düştük. Bu rakamlara inanmıyoruz. Bu rakam yüzde 99 seviyesine çıkarsanız, o metroyu zamanında açmazsınız bir anlamı yok. Hepiniz o bölgeden geçiyorsunuz. 06.012.2021. Ek süre verdiniz. Bu yıl bitmiş olması lazım. Metro şu anda net diyorum, inşaat faaliyeti durdu, yapılmıyor. Buyurun gidelim, ben hazırım. En önemli yatırımların biri olan yatırım sizin finansal kriziniz yüzünden durmuş durumda. Ne zaman biter, bilinmiyor” ifadelerini kullandı.
“KİMSENİN SİZİ ENGELLEDİĞİ YOK”
CHP’nin ‘engelleniyoruz’ ifadelerine cevap veren Hızal, “Buca metrosunda engelleniyoruz diyor. Buca metrosu meselesinde kimsenin sizi engellediği yok. Mahkeme karar verdi, bu karar ister beğenmeyin istem beğenemeyin. Mahkeme, ey İBB sen kafana göre İzmirlinin 529 milyonun buradan alıp buraya vermezsin dedi. Mahkeme size bir hatadan dönme fırsatı verdi ama siz çıkıp engelleniyorsunuz diyorsunuz. Yolsuzluk açıklaması yapmadık, hata yaptığınızdan bahsediyoruz. Şu anda İzmir’de devam eden tek raylı sistem, Çiğli tramvayı. Takip ediyoruz. Narlıdere metrosunun inşaatı durdu, finansmanını sağlamak için böyle bir yönetim denediniz. İzmir’i demir ağlarla örüyoruz diyen İBB, mevcut hatlara iki durak yapamadı. Her faaliyet raporunda var, Lale Mahallesi İzban durağı, Katip Çelebi Üniversitesi durağı. Devlet Demir yolları size proje desteği de verdi ama yapılamadı” dedi.
“İZBETON KAFASINA GÖRE HUKUK DIŞI SAÇMA SAPAN YÖNTEMLE KOOPERATİFLER KURDU”
“Kentsel dönüşümde işler çok daha karmaşık” diyen Hızal, “Siz kentsel dönüşüm yetkisi 10 yıl önce verildi. Bu 10 yılda bir şeyler yapıldı. 12 bin metrekarelik alanda yapıldı, yeterli mi yetersiz. Bu konuda Sayın başka bazı sözler verdi İzmir yenilenecek demiş. Ama 3 yıl boyunca Daire Başkanlığının yapmış olduğu 2 etap dışında başka bir şey olmadı. İBB meclisi olarak bazılarını oy birliği bazıları oy çokluğu ile İzbeton’a kentsel dönüşü yetkisi verdik. Sorunlar yaşanıyor dediniz ama İzbeton yapabilecek mi dedik. geldiğimiz nokta; İzbeton’un kendi imkanlarıyla ya da taşeronla yapması gerekiyordu. Ama İzbeton kafasına göre hukuk dışı saçma sapan yöntemle kooperatifler kurdu. Bunlara bu ii verdi. Bunlar kime nasıl veriyor bu işi bilmiyoruz. İzbeton ile kooperatifler arasında işi soruyorum, özel belge deniyor. İşi ben veriyorum ama denetleyemiyorum. Kentsel dönüşümde ciddi sorun var. İzbeton kafasına göre iş yapıyor, bütün İzmirlileri yanıltıyor. İzbeton kimin malını, kime satıyor? Bu işi kooperatif adı ile masumlaştıramazsınız” diye konuştu.
“İBB MECLİS SALONUNU BİR BUÇUK YILDA YAPAMADI”
Bir buçuk yıldır meclis salonunun yapılamadığını öne süren Hızal, “Biz meclis toplantılarını pazartesi, Çarşamba, Cuma günleri yapıyorduk. Ama Cuma değil Perşembe yağacağız, çünkü salonumuz yok. Kentsel dönüşümden bahseden İBB, İBB meclis salonunu bir buçuk yılda yapamadı. Bir salon dahi yapılamadı. Muhtemelen yıkılacak… Yapılanın bozmanın dışında çok bir şey yapmıyordunuz. 175 milyonluk alım yaptınız. Büyük bölümü zaten geçmiş dönemde de yapılıyordu. Çiçekler alınıyordu, bunu önceden İstanbul Büyükşehir Belediyesi de yapıyordu. Siz salatalığı bile İzmir dışındaki kooperatiften aldınız. Önce İzmir’deki üreticiye destek verin sonra dışındaki üreticiye destek verirsiniz” ifadelerini kullandı.
“SİZ YAPMADIKLARINIZIN TİYATROSUNU YAPIYORSUNUZ”
Hızal sözlerini şöyle sonlandırdı;
“Bir şeyler vaat etmişsiniz, hedefler ortaya koymuşsunuz ama ortada hedef de faaliyetlerde yok. Kısacası siz yapmadıklarınızın tiyatrosunu yapıyorsunuz. Ortada bir faaliyet yok, bolca faaliyetsizlik var. Hiçbir şey yapmadınız demiyoruz, bazı şeyler yaptınız. Bol bol anıt açtınız, heykel açtınız. Yapılmasın demiyoruz ama diğer faaliyetleri de yapın. Eshot ile ilgili İzmirliler 90 dakikayı ger istiyor, onu bir gün geri vermek zorundasınız. Sizinle bizim arasında hizmet belediyeciliği noktasına bir takım farklıklar var. Siz yatırım deyince aklımıza başka bizde başka bir şey geliyor. Bizim yatırım deyince aklımıza Konak Tüneli geliyor. Sizin istememenize rağmen yaptık. Sizin de buca tüneli geliyor, içerisi botanik haline gelmiş. Sizin anıt geliyor. Bizim yatırım deyince kuzey otoyolu geliyor, sizin aklınıza Alsancak’ta desen yol yapmışsınız, o da kayboldu yeniden yapın. AK Parti grubu olarak bu yılda düşük not vereceğiz, faaliyet raporunuzu geçerli görmedik. Rapora olumsuz oy vereceğiz.”
ŞAHİN: İZMİR MAKUS TALİHİ İLE BAŞ BAŞA BIRAKILDI
2020 faaliyet raporunu eleştirirken 2019 yılı seçim öncesine değinen MH;P Grup Başkanvekili Selahattin Şahin, “2021 yılı faaliyet raporunu hakkında görüşlerimizi bildirmeden önce 2019 yılı seçim öncesine göz atmak istiyoruz. Hepinizin malumu o dönemde aday olan bu günün belediye başkanları kentin sorunlarını ve çözüm önerilerini vaat olarak sıralamışlardı. Seçimleri kazandıktan sonra stratejik plan çerçevesinde bu tespitlerini kamuoyu ile paylaştılar. Devamında her yıl performans programı ile geldikleri aşamayı milletimiz ile paylaştılar şimdi biz seçim vaatleri ardından stratejik plan ve performans programının sonucu olan faaliyet raporunun değerlendirilmesi noktasındayız. Şimdi ben öncelikle sayın başkanın 2019 yılı vaatlerine dönmek istiyorum. Bunlardan bazılarını sizinle paylaşayım. Alsancak Garı, Karşıyaka Vapur İskelesi önü ve Basmane Dokuz Eylül Meydanı’nda trafiği yer altına alma, 111 noktada kavşak düzenlenmesi, 100 bin araçlık otopark kapasitesi, Deniz ulaşım kapasitesini 4,5 kat arttırmak, elektrikli otomobil şarj istasyonları sayısını arttırmak, 470 km raylı sisten ağı, kişi başına düşen yeşil alan miktarını 30 metrekareye çıkarma, Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmesi, Körfez Dönüşüm Projesi, İzmir Deniz Projesi, yağmur suyu hattını 636 km çıkarmak, içilebilir musluk suyu, Tıbbi Atık Sterilizasyon Merkezi, Atık Pompa İstasyonları ve Koku Giderme üniteleri kurma, katı atık bertaraf tesisleri. Seçim kazandıktan sonra başkanın hazırlattığı stratejik plandan bazı maddeler okumak istiyorum; Herkesi kapsayan sürdürülebilir alt yapı oluşturmak, kent ekonomisine katkı saylayacak şekilde sürdürülebilir bir kent alt yapısı inşaa edilecek, yerleşim planlı, güvenli ve sağlam bir şekilde inşaa edilecek veya yeniden yapılandırılacak… Dinlediğiniz gibi Sayın meclis, İzmir’in kronikleşmiş sorunlarını çözecek bir öngörü ve aklın olmadığını İzmir’in makûs talihi ile baş başa bırakıldığını üzülerek arz ediyorum. İsterseniz bizim İzmir ile ilgili tespitlerimizi sıralayalım; Her gün, her saat her dakika kentsel dönüşüm, deprem, trafik ve otopark sorunu, İzmir’in kronikleşmiş koku sorunu, planlama sorunu ve Aktepe-Emrez Mahalleleri Kentsel Dönüşüm” dedi.
“AKTEPE-EMREZ MAHALLELERİNİN KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ İMAR PLANLARINI YAPILSIN”
Aktepe-Emrez Mahalleleri Kentsel Dönüşümünde eleştirilerine dile getiren Şahin, “Milli emlak arazisi olan 80 dönüm arsa Aktepe- Emrez mahalleleri eski pazaryeri mevki 12 milyon TL’ye alınmıştı. Burası şu anda proje yapılan eski pazar yerinin olduğu alan 40 dönümüne toplam 600 konut yapılıyor Burada yüzde 50 ile İBB İzbeton iş insanları kooperatifine yapımını verdiği görülmekte. Şu anda ilk etapta başlanması söz konusu olan 276 konut 9 iş yeri yapılacak. Şu anda yapılan adalarınıza 3 emsal verdiniz. Yine Aktepe-Emrez yerleşim yerlerine uygulanacak kentsel dönüşüm insanlarımızın yerlerine 1,5 emsal üzerinden pay veriyorsunuz bu adil bir yaklaşım değildir. İBB uhtesine buradan 300 konut kaldı. 40 dönüm İBB ‘ye satın alma maliyeti 6 milyon olduğuna göre 300 konutun her birinin İBB’ye maliyetini 20 bin TL’dir. Kamuoyundan öğrendiğimiz kadarı ile 1+1 satış bedeli 620 bin TL, 2+1 satış bedeli 840 bin TL , 3+1 satış bedeli 1 milyon 200 bin TL yani ortalama konut satış bedeli 860 bin TL olduğu düşünülünce 20 bin TL arsa bedeli hariç buradan daire başına 840 bin TL kazanılmaktadır. Şimdi gelin rantın büyüklüğüne bakalım; 300 konut 840 bin TL’den 252 milyon yapmaktadır. Aktepe-Emrez mahallelerinin kentsel dönüşümü imar planlarını yapılsın. Burada yaşayan kardeşlerimiz kentsel dönüşümü kendileri yaptırsın. Bu daha hızlı sonuç verecektir” diye konuştu.
“ÇOK YETERSİZ BİR DURUM VAR”
İBB’nin faaliyet konusunda yetersiz olduğunu ifade eden Şahin, “Eshot Büyükşehir’in önemli kurumlarından birisi. Büyükşehir binasından dolayı hepsi mağdur. Yine Eshot çalışanlarımızı ve bürokratlarımızı kutluyorum. Bu süreçte hiçbir aksam olmadan çalışmalarını sürdürdüler, bu mağduriyet içerisinde seslerini çıkarmadılar… Bu 3 yıldan sonra projeler anlamında daha etkin bir performans ortaya koyulsun, bu anlamda biz yanılalım ama tabiî ki pandemi ve deprem gibi birçok sebepler var. Ona rağmen çok yetersiz bir durum var. İzmir’de her yerde bu mevcut, bütün ilçelerde yollar çukur. Bu anlamda insanlarımız mağdur” ifadelerini kullandı.

SEVİNÇ: BİR MİKTAR SAPMALAR OLABİLİR, DOĞALDIR
İYİ Parti Grup Başkanvekili Kemal Sevinç ise rapora olumlu oy kullanacaklarını belirterek, “Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın, ülkemizde de büyük ölçüde etkisini gösterdi. İzmir salgının yanı sıra; deprem ve şiddetli yağmurlar sonucu oluşan sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı. Sorunların giderilmesinde İBB bütün imkanlarıyla gayret göstermiş, sıkıntıların en az seviyede atlatılmasında gayret göstermiştir. Belediyemiz 2020-2024 stratejik planda belirtilen hedefler doğrultusunda çalışmalarını olumlu şekilde sürdürmektedir. Bir miktar sapmalar olabilir, bu da doğaldır. ESHOT; bu salgın döneminde ulaşımı başarıyla sürdürmüş, doğru zamanda alınmış yeni otobüslerle konforlu ulaşımı devam ettirmiştir. Belediyemizin her kademesinde çalışan arkadaşlarıma teşekkür ediyor, rapora olumlu yönde oy kullanacağımızı belirtiyorum” şeklinde konuştu.
BOZTEPE: BİZİM AŞKIMIZ PLATONİKTİ, BİTTİ
AK Partili Meclis Üyesi Hüsnü Boztepe ise, “Kentin en baş sorunu planlama, dönüşüm. Bu kent Avrupa kentleri kalitesine ulaşacaksa çarpık kentleşmeyi bitirmek lazım. İzmir’in çarpık kentleşmesi sizden kaynaklanmıyor, yıllardan gelen sorunu. Tarım önemli sorunu ama bu kentin en önemli sorunu tarım değil. Sorun kentsel dönüşümken, İBB’nin bu sorun ile ilgili adımlar atmadığını gördük. Bu kentte hiç iyi bir şey söylenmiyor, İzmir gecekondulara teslim edildi. Siz seçim sürecinizde çok ses, çok renk, çok nefes dediniz. Bu cemrelerle ilgili sitenize girmeye çalıştık ama göremedik. Bunlar hayalde kaldı. Bizim aşkımız platonikti, bitti. Zaten artık Aşkla İzmir’i çok dile getiremiyoruz. Biz personel çokluğundan bahsetmedik, İzmir dışından alınan binlerce kişiden bahsettik. İzmir’in evlatlarını işe alsaydınız sorun kalmazdı. Biz zaten protokol belediyeciliğine geçtik. Her mecliste bir sürü protokol geçiriyoruz. Ortak akıldan bahsettiniz, benimde çok sevdiğim bir konudur. Bazı belediyeler arasında ayrımcılık yapıyorsunuz. Yerel seçimlerde yüzde 42’lik bir oy aldık. Size karşı yüzde 42’lik bir oyumuz var. Bir gün çıkıp gelip bizleri ziyaret edebilirdiniz, bizimle de bilgi alışverişinde bulunabilirdiniz. O yüzden ortak akıldan çok da bahsetmemek lazım” şeklinde konuştu.

TUGAY’DAN DETAYLI STAT AÇIKLAMASI: HÜKÜMET ALANA KAÇAK BETON DÖKTÜ
Karşıyaka stadı ile ilgili açıklamalarda bulunan, Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Karşıyaka stadı ile ilgili doğru olmayan bir beyanı düzelteceğim. “Stadın alan parselini Büyükşehir’e verdik, projeler teslim edildi ve kayboldu” dendi. Bunlar doğru değil. 2017 yılında Binali Yıldırım’ın talimatıyla eski stat yıkılıyor, yerine yeni stat yapılacak diye söz veriyor. Belediyeye bir başvuruda bulunuyor ruhsat amacıyla, ek belge avam mimarı proje. Bütün belgeler elimizde var. Bunu ben defalarca açıkladım ama kaynakta sorun var demek ki, birileri yanlış aktarılıyor. Avam proje inceleniyor, geri dönüyorlar; çizilen proje bu alana sığmaz, revize edip başvuru yapın deniyor. İkinci bir avam projesi çiziliyor, yine projede hata var deniyor ve ruhsat alınmıyor. Bu arada, bütün İzmir bilmeli; hükümet buraya kaçak beton döküyor. İzin alamdan, ruhsat almadan kaçak beton döküyor. Bunu TOKİ yapıyor. Bu kaçak betonun yapı kayıt belgesi alındığına dair çok övgü dolu ifadeleriniz var. Bu şartlar altında bir göz boyama işlemi yapılıyor. Bazı davalar açılıyor, itirazlar yapılıyor. Bu projenin burada uygulanamayacağına dair dava var. Bu durumda revize yapılması gerekiyordu ama bunlar yapılmıyor. Stat yapmayı düşünen tavır kesinlikle yok. Geçmiş dönem belediye başkanımız kişisel tavrıyla burada stat yapımına karşı tavır koyunca, burada böyle bir şey varmış gibi görünüyor. Ben size gerçekleri anlatıyorum, belgeleriyle ispat etmeye hazırız. Ben onun gibi düşünmüyorum, farklı düşünüyorum. Orada stadın yapılmasını savunuyorum. Orası CHP tarafından satın alınmış, Hazineye devredilmiş bir alandır. Böyle de bir tarihi geçmişi var. Orada spor yapamayan Karşıyakalı yoktur, bu açıdan anlayış farkımız olabilir. Normaldir. Uygun proje yapılabilirse stat da yapılabilir. Bunu Tunç Başkanımla defalarca görüştük. O da böyle bir stada ihtiyaç olunduğunu ve destekleyeceğini söyledi. Burada ruhsat alınmamış ve göz boyamak için dökülmüş bir beton var ve başkaları istemiyor biz stat yapmak istiyoruz diye söylenmiş yalan bir beyan var. Bizden istenen nedir diye sorduğumuzda, otopark için encümen kararı isteniyor dendi, biz de bu kararı 2 hafta içinde aldık. Başka ne yapabilir dedik, bizden başka talepte bulunulmadı. Gençlik ve Spor Bakanı ile görüşmeye gittik ve bize bakanlığın burası için bir bütçe ayarlanmayacak dendi o yüzden İBB devreye girdi. Bu noktada sonra bir tahsis olabileceği konuşuldu. Ancak tahsisi yapılabilmesi için uzlaşıldıktan sonra herhangi bir ihaleye çıkarken ihtiyaç olan teknik projenin hazırlanması söylendi. Ancak bu proje hiç yapılmadı. Bakanlıktan teknik proje ile ilgili yardım istendi. Bu esnada teknik projeler hazır olsaydı İBB ihaleye çıkacaktı. Teknik projeler hiçbir işe yaramayan zemine dökülen beton ile ilgili yapı kayıt belgesi alındığı için bunu yapan mimar beyden alınacaktı. Bu mimar bey bir teklifte bulundu, 8 milyon 965 bin lira para istedi. Kaybedilen hiçbir proje yok, çünkü teknik proje yok. Henüz Bakanlığın İBB’ye tahsis ettiği bir şey de yok. Lütfen samimiyseniz Karşıyaka stadını yapın. Çünkü ne dava ne de karşı çıkan belediye başkanları var. Stadı yapmanızdan gurur duyarız, ama sanki biz bu hakkı vermişsiniz de bunu yapmayan bir yönetim varmış gibi gösteriyorsunuz. Ama öyle bir şey yok. Bu önceden yaptığınız gibi siyasete malzeme edilmemelidir. Bu Karşıyaka için hassas bir durum haline girmiştir. Bu şekilde insanları kandırmayın, varsa o projeleri getirin” dedi.
POLAT: ELEŞTİRİ GETİRİRKEN YAPICI OLURLAR İSE, BU İZMİR’İN MENFAATİNE OLUR
CHP’li Meclis Üyesi Cindi Can Polat ise, “Esasında öncelikle 2021 yılına bir bakmak lazım. Ne olmuş, ne getirmiş ne götürmüş 2021. 2021 yılı Türkiye’de, pandeminin pik yaptığı, vaka sayılarının yüksek oranda seyir ettiği, hastalık açısından, olumsuzlukların maksimum oranda yaşandığı bir yıldı. Gene 2021; yakın coğrafyamızda, savaşların olduğu, savaş çığırtkanlıklarının en üst seviyede seyir ettiği, ekonomik krizin, Türkiye’de ve doğaldır ki şehrimizde tavan yaptığı bir yıldı. Türkiye 2021 yılında küresel hukukun üstünlüğü endeksinde, 10 sıra birden gerileyerek, 139 ülke arasında, 117’ci sıraya gerilemiştir. Gine 2021 yılında, yapılan uluslararası bir araştırmaya göre, Türkiye halkı ve ekonomisi, en özgür ülkeler listesinde,6 sıra birden gerileyerek, listenin en dibindeki, 30 ülke arasına gerilemiştir. 165 ülke arasında, 139’cu sıradayız. Öyle ki, birçok kişinin adını dahi duymadığı, Honduras, Mozambik, mali gibi ülkelerin dahi, arkasında kaldık. İşte böylesi zor bir ortamda, zor bir yılda, bütün bu olumsuzluklara rağmen, İBŞB, elimizdeki faaliyet kitabını incelediysek, göreceğiz ki, gerçekleştirilen sosyal faaliyetlerden, yapılan yardım ve aktivitelerden tutunda, kültürel faaliyetlere kadar, vatandaşın günübirlik yaşam kalitesini yükseltecek, kolaylaştıracak, daha yaşanılır bir kent için, yapılan hizmetlerden tutunda, İzmir tarihinde yapılan en büyük alt yapı yatırımlarına kadar, sportif ve sanatsal etkinliklerden, daha yaşanılır ve sürdürülebilir bir çevreye kadar… İBŞB, 2021 yılında, bütün olumsuzluklara rağmen, burada, bu kürsüden, saatlerce anlatmakla bitiremeyeceğimiz, irili ufaklı, İzmir’in her ilçesinde, mahallesinde, noktasında hiçbir ayırım yapmadan, sayısız hizmet yaptığını göreceğiz. Elbette, cumhur ittifakı mensubu, meclis üyesi arkadaşlarımız, burada muhalefet partilerinin temsilcileridir. Faaliyete, eleştiri getirmeleri kadar da, doğal bir şey olamaz. Ancak eleştiri getirirken, yapıcı olurlar ise, bu İzmir’in menfaatine olur. Yoksa toptancı bir anlayışla, her şeyi yok saymanın, hiç kimseye bir yararı olmaz. Yani bardağın sadece boş tarafını değil, büyük oranda dolu olan tarafından görmek gerekir. O zaman getirilen eleştirinin de, bir anlamı olur diye düşünüyorum.
“İBB’DE İMKANLARININ ELVERDİĞİ ORANDA…”
Sözlerine devam eden Polat, “Şöyle ki; İBŞB bu dönem, kent tarihinin en büyük alt yatırımı, Buca metrosu yapımına başladı. Türkiye’nin en büyük tam otomatik otoparkı bayraklıda açıldı. Çiğli tramvayı yapılıyor. Narlıdere metrosu büyük oranda tamamlandı. Opera binası hızla inşa ediliyor. Yeşilyurt kültür merkezi tamamlandı. Ödemiş katı atık transfer istasyonu tamamlandı. Körfezden 2021 yılında 614 ton yüzer çöp toplandı. Buca’da 13, konakta 6, Karabağlarda 5 aynı şekilde, diğer ilçelerde muhtelif büyüklükte, çocuk oyun alanları ve parklar yapıldı. 2021 yılında İzmir genelinde 958 bin 791 ton asfalt serim ve yama işi yapılmış. 1 milyon 181 bin m2 sathi kaplama yapılmış. 1 milyon 734 bin m2 kilit parke uygulaması yapılmış. Yenilenebilir enerji kaynaklarından 1.780.000 kwh enerji üretilmiş. Biyogaz üretim tesilerinden 44,37 mwh enerji üretilmiş. 519.254 m2 yeni yeşil alan oluşturulmuş. 7.981.370 adet İzmir genelinde ağaç ve bitki dikilmiş. İzmir’in değişik noktalarında; yaya ve araçlar için üst geçit, alt geçitler ile köprüler imal edilmiş. Açık ve kapalı otoparklar yapılmış, sokak park meydan sahil düzenlemesi yapılmış, İstinat duvarları, taş duvarlar inşa edilmiş, aydınlatma tretuvar yol düzenlemeleri yapılmıştır. İBB, 2021 yılında, kendi kullandığı ve diğer kamusal alanlarda kullanılan doğrudan sorumluluk alanında olmayan okul, sağlık merkezi, spor salonu, cami, cemevi gibi toplam 780 mekanda inşaat, bakım, onarım, yenileme ve boya çalışması yapmıştır. Fen İşleri Daire başkanlığı 2021 yılında 32.000m yeni imar yolu yapmıştır. Gökdere’de 35 dönüm arazide hayvan barınağı ve çevre düzenlemesi yapılmaktadır. Daha da yapılan hizmetleri uzatmak mümkün, ancak zaman kısıtlı. Arkadaşlarız anlattı, zaten anlatacaklardır da. Sonuç olarak; İBB çalışıyor. CHP’li diğer bütün belediyelerde olduğu gibi, İBB’de imkanlarının elverdiği oranda, bütçesini en ekonomik ve verimli kullanarak, sınırları sonuna kadar zorlayarak İzmir’e, İzmirliye hizmet ediyor etmeye de devam edecektir. AK Partili meclis üyesi arkadaşlarımızın itirazı da kızgınlıkları da eleştirilerinin sebebinin de büyük oranda yapılan bütün bu hizmetlerden ve başarıdan kaynaklı olduğunu, merkezi idarenin İzmir’de yapması gereken, ancak yapmadığı ya da yapamadığı, hizmetlerin, büyük altyapı yatırımlarının, İBB tarafından yapılıyor olmasıdır diye düşünüyorum” dedi.
Yorumlar
Kalan Karakter: