20. yüzyıl buharlı makinalar ve içten yanmalı motorların yaygın olduğu bir dönem oldu. Bu nedenle de petrol vazgeçilmez enerji kaynağı oldu. 21. Yüzyılda ise teknoloji yeşil enerji kavramına doğru hızla değişiyor, elektrik ve hidrojenin araçlarda kullanılması için yapılan çalışmalar yarış halinde devam ediyor. 20. Yüzyılın sonuna doğru hayatımıza giren doğalgaz en az yüzyıllık bir süre için ısınma ve enerji üretiminde kullanmak zorunda olduğumuz bir enerji kaynağı olarak hayatımızda yer almaya devam edecek. 2050 yılına gelindiğinde petrol tüketiminin % 42 azalacağı doğalgaz tüketiminin ise % 33 artacağı hesaplanıyor.
İşte 21. Yüzyılda artan doğal gaz ihtiyacını karşılayacak enerji kaynağının adı da ‘Gaz Hidrat’ olacak. Gaz hidrat,Düşük sıcaklık ve yüksek basınç altında kendi hacminden 164 kat daha büyük hacimdeki gazı bünyesi içerisinde hapsedebilen buz görünümlü kristalize katı formdur.1 m3 gaz hidrat 164 m3 doğalgaz içermektedir. Katı formda olduğu için kolayca taşınabilir. Boru hatlarına ihtiyaç duymadan nakledilebilir. Kullanım yerinde içindeki doğalgaz kolayca çıkarılıp dağıtılabilir. Doğalgaz ve petrolün yerini almaya aday yeni enerji kaynağıdır.1960 yılında ilk olarak Rusya’da soğuk bölgede keşfedilen gaz hidrat yataklarının, denizlerde büyük miktarlarda yer aldığı son 30 yılda yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıktı. Dünyada Japonya, Hindistan, ABD, Çin ve Güney Kore bu konuda araştırmaya en çok kaynak aktaran ülkelerdir.
TÜRKİYE’NİN ARAMA FAALİYETLERİNDEKİ GİZLİ EL
Irak, Suriye, İran gibi petrol ve doğal gaz üreten ülkelerin yanı başındaki Türkiye’de yıllarca kayda değer petrol ve doğal gaz bulunamaması hayatın doğal akışına aykırı. Yabancı petrol şirketlerinin karada açtığı sondaj kuyuları petrol yok diye kapatılıyor, denizde açtıkları kuyular ise hep boş çıkıyordu. Herkes biliyor herkes söylüyor ama bir türlü bulunup çıkarılamıyordu. 2015 yılında Berat Albayrak’ın enerji bakanı olmasıyla her şey değişti. Millî Enerji politikası gereğince artık arama faaliyetlerinde yabancılarla yol alınmayacak her türlü faaliyet kendi öz kaynaklarımız ve kendi kuruluşlarımız tarafından yapılacaktı. Diğer madenler için MTA’nın sondaj çalışmaları 3 kat arttı. Karada petrol ve doğalgaz aramaları için TPAO’ya kaynak aktarıldı, teçhizat alındı, personel sayısı arttırıldı. Petrol sondaj sayısı arttı. Daha önce kiraladığımız gemilerle denizde yaptığımız sismik araştırmalar yerine ,2012 yılında 130 milyon dolara satın alınan, 8.000 metre denizin altında 3 boyutlu sismik araştırma yapabilen Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisi ve 15.000 metre denizin altında 3 boyutlu sismik araştırma yapabilen , tamamıyla Türk mühendislerince kendi tersanemizde inşa edilerek 2017 yılında hizmete giren , dünyanın en modern sismik araştırma gemilerinden biri olan Oruç Reis gemisi ile araştırmalar yapmaya başladık.
Yine bu dönemde derin denizlerde sondaj yapmak için gemi alınmasına karar verildi. Her zaman olduğu gibi gemilerin alımının önüne türlü türlü engeller çıkarıldı, alımdan sonra gemilerde çalışacak yabancı personel kendi ülkelerince ve yabancı petrol şirketlerince tehdit edildi. 2011 yılında imal edilmişve 6. nesil olarak tabir edilen modern 2 gemi ikinci el olarak satın alındı. İlk gemi 2017 yılında hizmete girdi ve Fatih ismini aldı. İkinci gemi 2018 yılındahizmete girdi ve Yavuz ismini aldı. 2012 yılında imal edilmiş ve 6. nesil olan üçüncü sondaj gemisi de satın alınarak 2020 yılında hizmete girdi ve Kanuni ismini aldı. 6. Nesil olarak adlandırılan gemiler aktif konumlandırıcı sistemleri ile 6 metre boyunda dalgalardan etkilenmeden su üstünde sabit kalarak sondaj faaliyetine devam edebilen son teknolojiye sahiptirler. Türkiye 7. Nesil dediğimiz dünyada var olan en yeni teknoloji ile donatılmış 4. Sondaj gemisini 2022 yılında satın aldı ve adını Abdülhamid Han koydu. Bugün dünyada 16 adet bulunan derin deniz sondaj gemilerinden 4 tanesine Türkiye Cumhuriyeti devleti sahiptir.
KARADENİZDE BULUNAN GAZ HİDRAT TÜRKİYE’YE 272 YIL YETECEK
Tüm bu hazırlık ve çalışmalar sonucunda Karadeniz’de 2020 yılında 540 Milyar Metreküp doğal gaz bulundu. Dünyada 5 ila 7 yıl süren yapım çalışmalarından sonra çıkartılarak kullanılabilen gaz, sahip olduğumuz sondaj gemilerinden 3’nü aynı anda yapım faaliyetlerinde kullandığımız için 2 yılda karaya çıkarılacak ve 2023 yılının ilk çeyreğinde kullanılmaya başlanacak.

Bu keşfin en önemli kısmı ise bulunan Doğal gaz yataklarının altında gaz hidrat kaynakları olduğu tespit edilmesidir. Bu gaz hidrat yatakları gazdan daha değerlidir. Bugün içingaz hidratın çıkarılması için gerekli teknoloji sadece ABD, Rusya ve Japonya’da mevcuttur. Bu iş için ilk adım atılmış ve 7. Nesil olan Abdülhamid Han gemisi alınmıştır.Türkiye 5 yıl içinde bu teknolojiyi öğrenerek kendi gaz hidratını kendisi çıkarmayı hedeflemektedir. Karadeniz’de bulunan gaz hidrat yataklarının Türkiye’nin ihtiyacını 272 yıl karşılayacağı hesaplanıyor.
AKDENİZDE BULUNAN GAZ HİDRAT TÜRKİYE’YE 572 YIL YETECEK
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal öngörüsü ile 1986 yılında Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın kurulması ile kıyıdaş ülkelerin Münhasır Ekonomik Bölgeleri belirlendi. Bu anlaşmaya imza atan ülkelerden daha sonra ‘‘Karadeniz Rus ve Türk gölü haline geldi’’ şeklinde sesler yükselse de o dönemde bu ülkeler ekonomik ve siyasal açıdan güçlü olmadığı için bu sesler çabuk kesildi. Özal’ın bu öngörüsü sayesinde Türkiye Karadeniz’de sorunsuzca gaz çıkarabilmektedir. Ancak Doğu Akdeniz’de böyle bir anlaşma olmadığı için tam bir cadı kazanı durumunda. Bir yandan İsrail biryandan da Batılı ülkeler ve onların kullandığı Yunanistan Doğu Akdeniz’de bulunduğu tahmin edilen trilyonlarca metreküp gaz hidrat kaynaklarının üstüne konmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
Batılı devletler Yunanistan’ı kullanarak Doğu Akdeniz’deki Gaz Hidrat yataklarını kendileri işletmek istiyorlar. ABD, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Hollandalı şirketler ile şimdiden Yunanistan ve Güney Kıbrıs Cumhuriyeti arasında gaz hidrat üretimi için anlaşmalar çoktan imzalandı. Ekonomisi borç batağında olan her iki ülkede bu şirketlere direnecek güçte değiller. Batılıların şartlarına uygun sözleşmeleri imzalamak zorunda kaldılar. Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması batılıların tüm planlarını bozdu. Türkiye Mavi Vatan konseptine bağlı kalmalı ve karada olduğu gibi denizde de 1 metre kare hakkından vazgeçmemelidir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ilan ettiği MEB sınırları içerisinde bulunan gaz hidrat yataklarının Türkiye’nin ihtiyacını en az 572 sene karşılayacağı hesaplanıyor.Uzmanlar yeni elde edilen verilere göre Karadeniz ve Akdeniz’de Türkiye’ye yaklaşık 1200 yıl yetecek doğalgaz olabileceğini söylüyor. Hesaplamaların en az olanlarını dikkate alırsak Karadeniz ve Akdeniz’de bulunan gaz hidrat yatakları Türkiye’ye 850 yıl yetecek olup 40 trilyon metreküp gaz hidrat rezervinden söz ediyoruz. Bugünün fiyatları ile 40 trilyon $ gelirden bahsediyoruz. Bu para için batılı kapitalistler gözünü kırpmadan savaş çıkarırlar. Ekonomistler Türkiye’nin 2022 yılında dış ticaret açığının yani ihracat ve ithalatının arasındaki farkın 71 Milyar $ olacağını tahmin ediyorlar. 2022 yılında enerji ithalatı için ödeyeceği tutarında 100 Milyar $ civarında olacağını söylüyorlar. Enerji ithalatı olmasa Türkiye’ninyaklaşık 30 milyar $ dış ticaret fazlası vereceğini görmek bizleri sevindirirken düşmanlarımızı üzmektedir.
21. Yüzyılın başında özellikle önümüzdeki 10 yıl içerisinde dünyada enerji için kartlar yeniden dağıtılacak ve ülkelerin sınırları yeniden çezilecek. İşte bu süreç içerisinde Türkiye’yi kimin yöneteceği çok önemli hale gelecek ; ulusal çıkarlarımızı koruyan, milli ve yerli olan bir lider mi yoksa batılı elçilerden talimat alan, çıkarlarımızı korumak için yaptığımız işlere karşı olduğunu beyan eden bir lider mi? 2023 seçimlerinde Türk seçmenin sandığa giderken hatırlaması gereken en önemli meselenin bu olması gerekiyor çünkü bu seçim sadece siyasi iktidarı değil aynı zamanda 21.yüzyılda Türkiye’nin geleceğini ve konumunu da belirleyecek.
Yorumlar 2
Kalan Karakter: