Türkiye'de adını değerli bir madenden alan tek şehir olan Gümüşhane'nin eski yerleşim yeri olan tarihi Süleymaniye Mahallesi, tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkat çekerken bahar mevsimiyle birlikte oluşan renk cümbüşü de bölgeye gelenleri mest ediyor.
Ağaçların çiçek açması, doğanın canlanmasıyla birlikte eşsiz manzaraların ortaya çıktığı, cami ile kilisenin yan yana bulunduğu ve şehre adını veren “Gümüş” madenlerinin yüzyıllar boyunca işletildiği mahalle, tarihten bugüne miras kalan camisiz minareleriyle de göz dolduruyor.
Yüzyıllar boyunca Türk, Ermeni ve Rumlar'ın bir arada yaşaması nedeniyle 'Hoşgörü merkezi' olarak da nitelendirilen, doğa ile tarihi iç içe barındıran Süleymaniye Mahallesi geçmişin izlerini taşıyan camiler, minareler, kiliseler, hanlar, köprüler, hamamlar ve dükkanlar gibi 30'dan fazla tarihi eserin günümüze ulaştığı 3.derece kentsel ve doğal sit alanı.
Kayak merkezi yapılması planlanan zirvelerindeki beyaz kar örtülerinin eriyip yerini yeşil manzaraya bıraktığı bugünlerde mahalleye gelen ziyaretçiler tarihi bir yolculuğa çıkarak baharın getirdiği canlı renklerin tadını çıkarıp farklı kültürlerin izlerini keşfediyor.
"Süleymaniye binaların dışında hikayeleriyle de çok büyük hazineleri içeren bir şehir"
Sadece doğal güzellikleriyle değil aynı zamanda tarihi dokusuyla da öne çıkan Süleymaniye Mahallesiyle ilgili akademik çalışma da yapan Süleymaniye Mahallesi Uygulama Oteli İşletme Müdürü Muhammet Kılıç, “Eski Gümüşhane, kadim bir şehrin merkezi. Türk, Rum ve Ermenilerin yüzlerce yıl barış içerisinde yaşadığı bir şehir. Kanuni Sultan Süleyman Han'dan ismini alan camisiyle, hamamlarıyla, kiliseleriyle, büyük bir medeniyeti bünyesinde barındıran, altın değerinde bir şehir. 1647 yılında bölgeye gelen Evliya Çelebi'nin de seyahatnamesinde bahsettiği üzere 70 adet madenin bulunduğu Gümüşhane'de Kırkpavli ve Hazine Galerileriyle bölgenin en büyük madenlerine sahip bir merkez. Aynı zamanda çok büyük acıları, çok büyük üzüntüleri ve güzel anıları, hikayeleri bünyesinde barındıran, binaların dışında hikayeleriyle de çok büyük hazineleri içeren bir şehir” dedi.
Bölgede geçmişte yaşananlardan da örnekler aktaran Kılıç, “Kırk Pavli galerisinden bahsetmek gerekirse burada yüzlerce Rumun öldüğü, hatta bu yüzden dolayı sadece Pavli adında Kırk Rumun olması sebebiyle dağa Kırk Pavli'nin adının verildiği, bölgeden geçen kişilerin ağlama seslerini bile duyabildiği, hatta geçenlerin sorduğu zaman herkes kendi pavlisine ağlar diye cevap verilmesinden kaynaklı olarak herkes kendi balasına ağlar sözünün de buradan geldiği düşünülen bir şehir” diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: